Sıvı Yakıtlı Isıtma Sistemlerinin İşletilmesi ve Bakımı

 

SAYFA İÇİ ARAMA

Yakıt Depoları - Yakıt Deposu Serpantin Hesabı - Brülörler - Brülör Arızaları ve Çözümleri - Sıvı Yakıtlı Tesislerin Çalıştırıllması - Kazan Suyu Sıcaklığının Ayarlanması - Hava Kirliliği

*****************************************************************

Sıvı Yakıtlı Isıtma Sistemlerinin İşletilmesi ve Bakımı

Kömürlü kazanlarda olduğu gibi burada da yakıtımızın özelliklerini ve yakıt sistemimizi tanımamız faydalı olacaktır. Genellikle ham petrolden elde edilen akıcı ve ısıl değeri yüksek yakıtlardır. Isıtma tesislerinde kullanılan ve en çok bilinen cinsleri motorin, marin dizel oil ve fuel oil’ dir.

Motorin

No.2 olarak adlandırılır. Çok akıcı bir yakıttır. Yanabilmesi için ısıtılmasına gerek yoktur.

Marin Dizel Oil

Oda sıcaklığında kolay yanmadığı için ısıtılması gerekir.

Fuel - Oil

5 ve 6 no. Olmak üzere ikiye ayrılır. 5 No.’ Lu fuel oil 5.1 ve 5.2 diye kendi arasında da ikiye ayrılır. 5 No.’ Lu fuel – oil genellikle konutlarda kullanılır. 6 No.’ Lu fuel – oil ise yine 6.1 ve 6.2 olarak ikiye ayrılır. Büyük buhar santrallerinde kullanılır. İçinde bulunan parafin 20 C derecede donduğu için boruları tıkar ve yakılabilmesi için ısıtılması gerekir. Aşağıdaki şemada bir ağır yağ yakma tesisatına ait parçaları inceleyebiliriz. (Sistem Şeması - Şekil-B)

Yakıt Depoları

En Kaliteli En Ekonomik ve En Sağlıklı Mühendislik Çözümleri.-komple sistem.periyodik bakım -onarım

En kaliteli en ekonomik ve en sağlıklı çözümler için teklif alın

 

 

Ana Yakıt Deposu

Yukarıda silindirik olarak gösterilen bu depo genellikle büyük hacimler içindir. Apartmanlarda ise genllikle prizmatik olarak imal edilir. Bu depoların büyüklüğü 1,5 – 2 aylık yakıtı alabilecek büyüklüktedir. Bu tanklar paslanmaya ve ısı kaybına karşına korunmak şartıyla toprak altına da konulabilir. Kazan dairelerine konan depolar kazana yakın olmamalıdır. Aksi hallerde fuel oil buharının yanıcı olması nedeniyle tehlike arz edebilir. Genellikle bir bölme ile ayrılması ve havalık borularının dışarıya açılması gereklidir. Yakıtın içindeki su ve tortunun bir tarafta toplanabilmesi ve bunların rahatça dışarı alınabilmesi için tortu ve su birikme tarafında bir boşaltma vanası bulunur. Bu vana her 20 – 25 günde bir açılarak biriken su ve tortu dışarıya alınmalıdır. Bu tankın üzerinde, depoya yakıt doldurmak için yakıt borusu, yakıt buharının dışarıya atılması için havalandırma borusu, gerğinde temizlik için adam deliği ve yakıt göstergesi bulunmalıdır. Ayrıca tenk içinde yakıtın akıcılığını sağlamak için adam deliği ve yakıt göstergesibulunmalıdır. Ayrıca tank içinde yakıtın akıcılığını sağlamak için kazandan gelen bir hatta  içinde sıcak su dolaşan serpantin boruları vardır.

FUEL-Oİ L( SIVI YAKIT) YAKMA TESİSATI ŞEMASI

ISITICILI YAKIT DEPOSU VE ÇİFT CİDARLI YAKIT DEPOSU

 

YAKIT DEPOSU SERPANTİN (ISITCI) HESABI

Günlük Yakıt Deposu

Büyük tesislerde akıcılığı çok az olan ağır fuel oil kullanılır. Eğer tesis geceleri de devreden çıkartılıyorsa sabahları yakıtın yanması zorlaşır. Bunun için ana depo ile brülör arasında izoleli ve elektrikli ısıtıcısı bulunan bir depo bulunur. Sabahları yakıt bu depoda ısıtılarak ilk çalışması sağlanır. Kazan suyu ısınınca elektrikli ısıtıcı devreden çıkar ve her iki depoda üretilen sıcak su ile ısıtılarak çalışmaya devam edilir. Bu depoda, depo dolunca pompayı durduracak (yakıt pompası) şamandralı bir şalter vardır. Apartmanlarda günlük tank bulunmayabilir. Yakıt ana tanktan direk pot depoya gelir. Bu durumda bazen yakıt borusu tıkanabilir. Bu gibi durumlarda fuel – oil 55 C derece dolaylarında buharlaştığı için tıkanan bu boruların açılmasında yangın ve patlama tehlikesine karşı alevli ısıtıcılar kullanılmamalıdır. Yakıt borularının üzerine sıcak su dökerek açmaya çalışılmalı ya da bu yakıt borularına elektrik ısıtıcılı bant sarılmalıdır. Tanka yakıt ikmali yapılırken brülör mutlaka durdurulmalı ve deponun dolumundan sonra yarım saat kadar tortunun dibe çökmesi beklenmelidir. Aksi hallerde brülör arızaları meydana gelebilir.

Brülörler

En Kaliteli En Ekonomik ve En Sağlıklı Mühendislik Çözümleri.-komple sistem.periyodik bakım -onarım

 

Sıvı yakıtları buharlaştırarak hava ile karıştırıp yakan cihazlardır. Bir çok çeşidi olmakla birlikte en çok ve en yaygın şekilde kullanılan brülörler basınçlı – püskürtmeli brülörlerdir. Bu brülörlerin çalışma prensibi, bir elektrik motorunun çalıştırdığı yüksek basınçlı bir pompa (yakıt pompası) yakıtı ucunda ince bir delik bulunan memeye basar ve yakıt bu memeden bulut görünümünde püskürtür. Memenin hemen etrafından ve yine aynı elektrik motorunun çalıştırıldığı vantilatör vasıtası ile hava ayar klapesi ile ayarlanmış hava, yanma için gerekli oksijeni sağlar. Yakıtın iyi yanabilmesi için vantilatörden gelen havayı döndürerek yakıt ile iyice karışmasını sağlayan türbilatör sabit bir pervaneye benzer ve yakıt hava karışımının tutuşturulması için gerekli kıvılcımı sağlayan elektrikli çakmakla (ateşleme elektrodları) yanma sağlanır.

BASINÇLI – PÜSKÜRTMELİ BRÜLÖRÜN BAŞLICA PARÇALARI

Gövde

Brülör parçalarını üzerinde taşır.

Elektrik Motoru

Vantilatörü ve yakıt pompasını çalıştırır.

Hava Ayar Klapesi

Vantilatörün verdiği havamiktarını ayarlar.

Yakıt Pompası

Yakıtı yüksek basınçla memeye basar.

Ön Yakıt Isıtıcısı

Yakıt deposu ile brülör arasında olup, yakıtın akıcılığını sağlar.

Son Isıtıcı

Yakıtın yanma sıcaklığına kadar ısıtılması sağlar. Brülörün üzerinde pompa ile meme arasındadır.

Ateşleme Trafosu

Şehir elektriğini 10.000 volt’ un üzerine çıkartarak elektrodlar için gerekli voltajı ayarlar.

Fotosel

Kazanın yanma emniyetini sağlar brülör üzerinde açılmış yuvaya yerleştirir. Daima temiz tutulmalıdır. Görevi, brülör çalışmaya başladığında yanma meydana gelmezse veya alev kendiliğinden sönerse patlama tehlikesine karşı brülörü durdurur. Ayrıca alev meydana gelince elektrodlara gelen elektrik akımını keser.

Namlu

Yanma kafası ile vantilatör arasındaki parçadır. İçinden hava ve elektrodlara giden kablolarla yakıt borusu geçer.

Ateşleme Elektrotları

Yakıt hava karışımının tutuşturulması için gerekli kıvılcımı sağlar. Yakıt, yanma sıcaklığına kadar ısıtıldığı için bir defa tutuşturulduktan sonra kendiliğinden yanmaya devam eder. İyi bir kıvılcım sağlanabilmesi için elektrodların iki ucu arasında 0,5 cm. aralık olmalıdır. Ayrıca elektrod meme ortasından 1 cm. yukarıda ve meme ucundan 0,5 cm. ileride olması gerekir.

Yakıt Püskürtme Memesi

Pompadan yüksek basınçla gelen yakıtı sis halinde püskürtmeye yarar. Memelerin üzerinde saatte püskürttüğü yakıt miktarı ve püskürtme açısı belirtilmiştir. Memenin püskürtme açısı küçük olursa alevin eni küçük, boyu uzun olur. Püskürtme açısının büyük olması halinde ise alev çapı büyük, boyu ise kısa olacaktır.  Bu ayarlama yanma hücresinin boyutuna göre yapılır. Burada dikkat edilecek husus, memenin parçalarından olan ve yakıtın memeden dönerek çıkmasını sağlayan deflektörün, tirbülatörün havayı döndürme yönü ile aynı yönde olması gerekliliğidir. Aksi halde yanma kurumlu olacaktır.

Türbilatör

Vantilatörün verdiği havayı döndürerek yakıtla iyice karışmasını sağlar. Çok kanallı ve sabit olup, hava kanallar arasından geçerken dönüş kazanır.

Filtreler

Yakıt yağı içindeki pislikleri süzmeye yarar. Pompa girişinde, ısıtıcıda ve meme içerisinde bulunur.

Kumanda Tablosu

Brülörü çalıştırmaya ve çalışmasını otomatik olarak sürdürülmesini sağlar. Üzerinde kumanda şalteri, işaret lambaları, içinde kontaktör, arıza düğmesi sigorta ve bunların devreleri vardır.

Termostatlar

Bulundukları ortamın sıcaklıklarını istenilen seviyede tutmaya yarayan duyar elemanlardır. Oda termostatları, odalar içerisinde dolaşan havanın sıcaklığını belirli bir seviyede tutmak için geliştirilmiştir. Sıcaklık arttığında brülörü durdurur. Azaldığında ise yeniden çalıştırır. Kazan termostadları yine aynı prensiple ama farklı bir ortamı, kazan suyu sıcaklığını denetler. Isıtıcı termostadı adı verilen türleri, ısıtıcı elemanlara gelen ısıtıcı devresine kumanda eder.  Ayarlandığı seviyeye göre devreyi keser ya da açar. Ön ısıtıcı termostatı yakıtın alev alma sıcaklığının biraz altındaki bir seviyeye ayarlanmalıdır. Son ısıtıcılarda iki adet termostat vardır.

Ayar termostatı, yakıtın yanma sıcaklığının 30 derece kadar üzerinde bir sıcaklığa ayarlanır ve yakıt sıcaklığını ayarlandığı seviyede tutar. Kapama termostatı ise; yakıtın yanma sıcaklığının üzerinde ayarların. Yakıt sıcaklığı bu sıcaklığın üzerine çıkınca brülörün çalışmasına izin verilir. Altına indiğinde ise durdurulur.

Tüm bu termostatlara aslında yakıtının yapısı gereği ihtiyaç vardır. Yakıtların yanabilmeleri için cinslerine göre değişen belirli sıcaklıklarda ısıtılmış olmaları gerekir. Bu sıcaklık derecelerine yanma sıcaklıkları denir. İlk ateşlemede elektrikli çakmakla yandıktan sonra, çakmak ateşlemeyi kestiği halde yanmanın devam etmesinin nedeni budur.

Yakıt Cinsi
Kapama
Ayar
5.1 Fuel Oil
50
70
5.2 Fuel Oil
80
100
6.1 Fuel Oil
90
110
6.2 Fuel Oil
110
130

 

Brülörlü Kazanlarda Yanma Hücresi

 

 

Kazanlarda yakıtın yandığı bölüme yanma hücresi denir. Yakıtın verimli olarak yakılabilmesinin bir diğer şartı da brülör alevinin tanma odasına tam olarak uydurulmasıdır. Yarım silindirik kazanlarda bu sadece meme açısı ile sağlanamaz. Bu durumda yanma hücresinde brülör alevinin etrafına ateş tuğlasından bir hücre örülmesi gerekebilir. Yanma hücresinin boyutu brülör kataloglarından alınabilir.

Basit Brülör Arızaları ve Çözümleri

En Kaliteli En Ekonomik ve En Sağlıklı Mühendislik Çözümleri.-komple sistem.periyodik bakım -onarım

 

SIVI YAKITLI BRÜLÖRLERDE BASİT BRÜLÖR ARIZALARI VE ÇÖZÜMLERİ

Brülör açılmış, fakat motor çalışmıyorsa;

Şehir elektriği kesilmiş olabilir, gelmesi beklenecek.

Ana şalter açmıştır, şalter kapatılmalı.

Ana şalter tekrar açarsa devre üzerinde kısa devre vardır, giderilmesi gerekir.

Brülör arızaya geçmiş olabilir. Arıza düğmesine basılmalıdır.

Kumanda tablosuna gelen fazlardan birisinin sigortası atmıştır.

Yukarıdaki işlemlere rağmen arıza geçmediyse bir tekniker çağrılmasıdır.

Brülör ilk hareketi alıyor fakat hemen sonra arızaya geçiyorsa;

Yakıt soğuk olabilir. Birer dakika arayla bir kaç defa arıza düğmesine basılmalıdır.

Isıtıcı ayar termostatı kontrol edilerek ayarlanmalıdır.

Brülör yeni devreye alınmışsa motor ters dönebilir, bu durumda iki fazın yeri değiştirilmelidir.

Brülöre yakıt gelmiyor olabilir. Bunun sebebi, yakıt vanalarının kapalı olması ya da meme ile filtre kirlenmesidir.

Yakıt bitmiş olabilir.

Ateşleme olmuyorsa çakmak uçları kirlenmiş veya ayarı bozulmuştur. Temizlenip yeniden ayarlanmalıdır.

Fotosel kirlenmiş olabilir, temizlenmelidir.

Türbilatör zift tutmuş olabilir, temizlenmelidir.

Yakıt geliyor fakat ateşleme olmuyorsa;

Çakmak uçları ya da porselen izolatörleri kirlenmiş olabilir.

Elektrot uçlarının ayarı bozuk olabilir yada türbilatörlere çok yaklaşmıştır ve kısa devre yapmaktadır. Kontrol edilip düzeltilmelidir.

Şehir elektriği voltajı düşmüş olabilir, düzelmesi beklenmelidir.

Ateşleme trafosunda veya elektrik donanımında arıza olabilir. Yetkili servis çağırılmalıdır.

Kazan suyu sıcaklığı istenilen seviyeye gelmeden brülör sık sık duruyor ve sonra kendiliğinden tekrar çalışıyorsa;

Son ısıtıcı üzerindeki kapama termostatının ayarı yüksektir veya ayar termostatı düşük ayarlanmıştır. Yakıtın özelliğine göre ayarlanıp, ikisi tarmostat arasında 20 C derece ısı farkı bırakılmalıdır.

Yakıt sarfiyatı çok artmışsa ;

Yanma odasına verilen hava gerektiği kadar değildir. Hava ayar klapesi tam yanmayı sağlayacak şekilde ayarlanmalıdır.

Duman boruları ve gaz yolları kirlenmiş olabilir.  (Buhar kazanlarında iç yüzeyler kireçlenmiş olabilir.

Yanma hücresi yanlış örülmüş olabilir. Brülör kapasitesine göre ve alev biçimine uygun olarak yeniden örülmesi gerekebilir.

Brülör memesi yanma hücresine uygun değildir. Brülör kapasitesine ve yanma hücresine uygun meme kullanılmalıdır.

Yanma dumanlı oluyor ve kazan ısıtma yüzeyleri kurum bağlıyorsa ;

Vantilatör hava klapesi yeteri kadar açık değildir, açmak gerekir.

Kazan dairesine yeterli taze havanın girebilmesi için gereğinden az açıklık (kapı,pencere) bırakılmamıştır.

Yakıt brülör ağzındda ve kazan içinde koklaşmakta ise ;

Brülör ve refrakter malzeme arasındaki mesafe kısa tutulmuştur. Daha geniş açılı meme kullanılmalıdır.

Yanma havası ocağa soğuk girmektedir. Ocağa kazan dairesinde ısınmış havanın verilmesi gerekir

GAZ YAKITLI BRÜLÖRLERDE BASİT BRÜLÖR ARIZALARI VE ÇÖZÜMLERİ

                                                                    DOĞAL GAZ BRÜLÖRÜ ARIZALARI  VE ÇÖZÜMLERİ   
   
PROBLEM  MUHTEMEL NEDENİ  ÇÖZÜMÜ 
Brülör çalışmıyorsa a) Kazan termostatı bağlantılarında temassızlık vardır.  a) kontrol  ediniz
  b) Sigorta atmış olabilir. b)kontrol ediniz
c)Gaz basınç presostatı gerekenden daha yüksek bir değere ayarlıdır veya bağlantılarında temassızlık vardır.  c)Gaz basınç presostatını  istenenden 3-4 mbar daha düşük bir değere ayarlayınız ve bağlantıları kontrol ediniz
  d)Nötr hattı gelmiyor olabilir.  d) kontrol ediniz
  e) Gaz basınç presostatlarının bağlantılarında hata vardır. e) Gaz basınç presostatının bağlantılarını normalde açık bağlantı klemenslerine yapınız
  f) Fan motoru termiği cihazı devre dışı bırakmış olabilir.  Termik akımını fan akım ayarına ayarlayınız
   
Brülör ön süpürme yapıyor fakat brülör devreye gireceği zaman arızaya geçip ikaz lambası yanıyorsa  a) gaz basınç presostatı  gerekenden daha yüksek değerlere ayarlıdır a)Gaz basınç presostatını  istenenden 3-4 mbar daha düşük bir değere ayarlayınız ve bağlantıları kontrol ediniz
  b)Tesisatta hava vardır. b)Ölçüm nipelinden tesisattaki havayı tahliye ediniz
  c)Ana veya emniyet selenoid vanalarından biri görev yapmıyor olabilir. c) Selenoid vanalara elektrik gelmiyor. Ölçü aleti ile minimum 200 V geldiğini kontrol ediniz
  d) Selenoid vanalarından biri kapalı olabilir. d) Ana selonoid vanasını ayarlı, emniyet selenoid vanasını tam açık olacak şekilde ayarlayınız.
  e)Selenoid vanalarından biri pislik nedeni ile tıkanmış olabilir.  e)Temizleyiniz.
  f) Selenoid vanalarının birine elektrik gelmiyordur.  f) Selenoid vanalara elektrik gelmiyor. Ölçü aleti ile minimum 200 V geldiğini kontrol ediniz
  g)Ateşleme trafosu ateşleme yapmıyordur.  g) Kontrol ediniz.
  h) Yanma havası uygun değildir.  h) Hava ayarını  yeniden gözden geçiriniz 
   
Brülör ön süpürme yapıyor fakat brülör  hiç devreye girmiyor. a) Hava presostatının ayarı istenilenden yüksek bir değere ayarrlanmıştır. a)Brülör tiplerine göre nominal debi ile çalışırken gerekli olan hava basıncını yaklaşık 1 mbar daha düşük bir basınca ayarlayınız
  b)Hava presostatı bağlantılarında hata olabilir.  b) Hava  presostatının bağlantılarını normalde açık bağlantı klemenslere yapınız
   
Brülörde ön alev oluşuyor fakat ana alev oluşmuyorsa  a) İyonizasyon elektroduna gerekli akım gelmiyordur. a)Elektrod konumunu kontrol ediniz
  b)İyonizasyon elektrod ucu ön alev içinde değildir. b)Kontrol ediniz
  c İyonizasyon elektrodu yeterli akımı  üretmiyordur.  c)Bağlanan seri ampermetrede min. 15 mA arasında akım olduğunu ölçünüz
   
Brülör Motoru çalışmıyor a) Motor termiği atmıştır.  a)Termiği kontrol edrek akımını yeniden ayarlayınız ve resetleyiniz
  b) Motora gerekli gerilim gelmiyordur.  Ölçüm uçlarından 380/400 V geldiğini kontrol ediniz
  c) Fazla ısınmadan dolayı devreden çıkıyordur. c) Yeniden çalıştırınız.
  d) Beyinden motora giden bağlantı kopmuştur d) Kontrol ediniz.
  e) Motor yanmıştır. e)Kontrol ediniz
     

 

Sıvı Yakıtlı Tesislerin Çalıştırılması

 

Kazanda, yakıt tankında, yakıt borularında veya tesisatın diğer kısımlarında bir sızıntı olup olmadığının kontrolü yapıldıktan sonra yakıt tanklarında gerekli yakıt olup olmadığı ve tesisatın suyunun tamam olup olmadığı kontrol edilir. Varsa eksikler giderilir.

Brülör ve fotoselin temizlik kontrolleri yapılır.

Isıtıcı ve brülör şalterleri çevrilir.

Kazan termostatı dış hava sıcaklığına göre ayarlanır.

Yakıt ısınınca brülör otomatik olarak çalışmaya başlar. Gözetleme deliğinden bakılarak alevin meydana gelmesi beklenir. Alev meydana geldikten sonra hava klapesi ile yeterli hava verilerek tam yanma sağlanır.

Çalıştırılacak sirkülasyon pompasının vanaları açılır ve ana vana kapatılarak pompa çalıştırılır.

Dış hava sıcaklığındaki değişmelere göre termostat ayarı yapılarak yakışa devam edilir

Gece yatmadan önce ya termostat gün içindeki yanıştan daha düşük bir sıcaklığa ayarlanır ya da pompa ile brülör durdurulur.

Kazan Suyu Sıcaklığının Ayarlanması

 

Önceki konularda belirttiğimiz gibi, insanların kendilerini rahat hissedebilmeleri için yaşadıkları ortamın belirli sıcaklıklarda sabit tutulması gerekmektedir. Bu sıcaklıklar ortalama olarak; salon ve oturma odalarında 22 C derece, mutfaklarda 15 C derece, yatak odalarında 20 C derecedir. Bu sıcaklıkların sağlanabilmesi kullanılan ısı üretici kazanın kapasitesi, tesisatın genel durumu, bina izolasyonu gibi unsurlarla birlikte ısıtıcıların (radyatör vb.) miktar ve kapasitelerine bağlıdır.

Bütün bu unsurlar bina inşaa edilirken hesaplanarak, tesisat projelerinde gösterilmişlerdir. Söz konusu ısıtıcıların bu ısıları verebilmesi, ancak dış hava sıcaklığı düşünce ısıtıcılara gelen su sıcaklığının arttırılması ile ya da tam tersi dış hava sıcaklığı artınca düşürülmesi ile mümkündür.

İSTANBUL

Dış Hava Sıcaklığı
15
10
5
0
-3
Kazan Yanma Sıcaklığı
40
54
66
82

90

 

ANKARA

Dış Hava Sıcaklığı
15
10
5
0
-5
-10
-12
Kazan Yanma Sıcaklığı
40
52
63
73

82

87
90

ERZURUM

Dış Hava Sıcaklığı
10
5
0
-5
-10
-15
-21
Kazan Yanma Sıcaklığı
47
53
62
68

75

82
90

 

Oda sıcaklıklarını, ısıtma tesisinin verimini en yüksek seviyede tutan tamamen otomatik olarak çalışan karmaşık elektronik kontrol sistemleri ile ayarlamak mümkün olabildiği gibi oda veya kazan termostatları ile brülörü çalıştırıp durdurarak düzenlemek de mümkündür. Kömürlü ve elle (manuel) kumandalı tesislerde bu görev ateşçilere düşmektedir.

Kazan termostat ayarları veya kazanların hangi dış sıcaklıkta kaç derece yakılması gerektiği, yaklaşık olarak ısı karakteri farklılığı çok fazla olan üç ilimiz için yukarıdaki tabloda verilmiştir. Bunların tamamen tutturulması için binanın ısı izolasyonu, yakıt cinsi ve tesisatın iyi çalıştırılması ile mümkündür.

Hava Kirliliği ve Nedenleri

 

Günümüzde, her geçen gün artan çevre sorunlarının başında gelen hava kirliliği, geleceğin dünyasını ciddi bir şekilde tehdit etmekte, ekolojik tehlikelerle karşı karşıya bırakmaktadır. Dünya nüfusunun hızla artmasına paralel olarak, artan enerji kullanımı, endüstrinin gelişimi ve şehirleşmeyle ortaya çıkan hava kirliliği insan sağlığı ve diğer canlılar üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır.

Hava kirlenmesi, insan ve diğer canlılara zarar verecek miktar ve süredeki kirleticilerin, atmosfere karışması olarak tanımlanabilir. Kirleticiler doğal veya insan aktiviteleri sonucu atmosfere karışabilirler.

Saf hava, başta azot ve oksijen olmak üzere argon, karbondioksit, su buharı, neon, helyum, metan, kripton, hidrojen, azot monoksit, karbon monoksit, ksenon, ozon, amonyak ve azot dioksit gazlarının karışımından meydana gelmiştir. Atmosferin %78'ini oluşturan azot orman yangınları, şimşek gibi doğal atmosfer olayları ve yanma sonucunda meydana gelir. Atmosferin hacim olarak %21'ini ve ağırlık olarak %23'ünü oluşturan oksijen ise oldukça reaktif  bir gazdır. Diğer gazlar ise atmosfer hacminin   %1'ini oluştururlar.

Atmosferi oluşturan bu gazların, en kararsız olanları su buharı ve karbondioksittir. Atmosferdeki su buharı miktarı, denizler, göller, nehirler ve bitkilerden buharlaşma ile artar ve bulutlardan sis, çiğ, yağmur oluşumu ile de azalır. Su buharının bu değişkenliği, uzun sürede, bu olaylarla birbirini öyle dengeler ki, su buharının atmosferdeki miktarı değişmez. Karbondioksit ise normalde çok küçük yer teşkil eden bir bileşendir. İnsan ve hayvanların teneffüsü ve bitkilerin fotosentez olayı ile atmosferdeki miktarı dengede tutulur.

Doğal olarak saf atmosfer az veya çok miktarda, büyük bölümü suni olan yabancı maddelerin üretimi ile kirletilir. Bunların başında petrol ürünleri ve endüstriyel kirleticiler gelmektedir. Özellikle son yıllarda, endüstriyel aktivitenin, şehirleşmenin ve nüfusun artması ile kirletici maddelerin kullanımı ve miktarıda hızla artmaktadır.

Atmosfere dağılarak, onu kirleten kirleticiler katı, sıvı ve gaz halindedirler. Çeşitli kaynaklardan meydana gelen kirlilik maddeleri toz, is, sis, buhar, kül, duman vb. olarak havaya geçerler. Atmosferdeki bu  kirleticiler, kirletici kaynaklarından atmosfere doğrudan verilen kirleticiler ve bu kirleticilerle, atmosferik özellikler arasındaki kimyasal olaylar sonucu oluşan kirleticiler olmak üzere iki şekilde bulunurlar. Atmosfere kirletici kaynaklarından yayılan kirleticiler, kükürtdioksit, azot oksitler, karbon monoksit, hidrokarbonlar asılı vaziyette bulunan katı partüküllerdir. Bu kirleticilerle, atmosferik özelliklerin oluşturduğu kimyasal reaksiyonların en önemlileri ise fotokimyasal olaylardır ki, bunlardan özellikle floroklorokarbonlar, güneşten gelen zararlı UV (ultraviole) ışınlarına karşı yeryüzüne koruyan ozon tabakasında büyük tahribata yol açmaktadır.

Doğal veya insan yapısı sonucu atmosfere karışan kirleticiler, her iki halde de atmosfere yayıldıkları anda hızla kimyasal reaksiyonlar oluştururlar ve hava akımları ile karışır, dağılır, yayılır ve taşınırlar. Böylece kirleticiler, kaynaktan çıkıp, alıcılara ulaştığında karakterleri değişebilir.

Genel olarak kirlilik, havadaki katı parçacıklar ve kükürtdioksit miktarına göre belirlenir. Oysa atmosferde oluşan kimyasal olaylarda, organik maddeler büyük rol oynar. Çünkü organik maddeler,  atmosferde  ister reaksiyona girsinler, ister girmesinler kimyasal reaksiyonların çekirdeğini oluştururlar. Hava kirliliği denildiğinde, kirleticiler ve bunların bulunduğu atmosfer ortamı aynı derecede rol oynar. Herhangi bir yerde hava kirliliği çalışması yapıldığında, ilk olarak o bölgenin meteorolojik koşulları ve havanın kimyasal yapısı incelenmelidir.

Bugün çok önemli bir çevre problemi olan ve özellikle insan sağlığını etkileyen hava kirliliği ilk olarak, atmosfer bileşiklerinin değişmesiyle başlamaktadır. Atmosfer, genellikle içerisine karışan toksinli maddeleri  eriterek etkisiz hale getirmesine rağmen meteorolojik ve topoğrafik şartlara bağlı olarak devamlı bir şekilde kirlenmektedir. Çeşitli amaçlarla yakılan ateşler, fabrika ve ev bacalarının dumanları, araçların egzost gazları havaya zehirli gazlardan olan karbon monoksit, kükürt dioksit ve nitrik asit gibi gazların bol miktarda karışmasına neden olur.

Hava kirliliğine neden olan kirleticilerin, kaynaklarına göre hava kirliliği,  tabii kaynaklardan meydana gelen kirlilik ve insan faaliyetleri sonucu suni kaynaklardan meydana gelen kirlilik olmak üzere iki sınıfa ayrılır. Tabii kirliliği oluşturan, doğada bulunan kirletici kaynaklarından: tozlar, meteorlardan, yer yüzeyindeki büyük çöl alanlarından ve kumluk alanlardan rüzgarlarla atmosfere taşınırlar; orman yangınlari ile atmosfere önemli miktarlarda duman ve zehirli gazlar karışır; foto kimyasal olaylarla azot dioksit; yanardağlardaki volkanik faaliyetler sonucunda kükürt dioksit, hidrojen klorur, hidrojen flörür; deniz çalkalanmasından sodyum klorür sayılabilir.

Hava kirliliğinde, tabii kirlilik kaynaklarından çok suni kaynaklardan meydan gelen kirlilik önemlidir. Çünkü günümüzde insanları en çok ilgilendiren, özellikle büyük yerleşim merkezleri ve sanayi alanlarındaki hava kirliliğidir. Bu kirlilikte daha çok insan faaliyetleri sonucu meydana gelir.

İnsan yapımı kirlilik kaynaklarını ise kabaca : Ulaşım, katı yakıtlar, elektrik santralleri
endüstri ve ısınma için kullanılan yakıtlar, endüstriyel işlemler olarak sıralanabilir. İnsan tarafından oluşturulan kaynaklardan oluşan bu kirlilik, bulunan bölgenin endüstriyel gelişimi, nüfusu, şehirleşme durumu gibi faktörlere bağlı olarak değişim gösterir.

Hava kirliliğinin, başta insan sağlığı olmak üzere görüş mesafesi, materyaller, bitkiler ve hayvan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri vardır. Katı yakıtlar ve akaryakıt gibi karbonlu maddelerin tam yanmamasından meydana gelen katı ve sıvı parçacıkların bir gaz karışımı olan duman, hava kirliliğinin bir çeşididir ve görüş uzaklığını azaltıcı bir etkiye sahiptir. Hava kirliliğinin, sanatsal ve mimari yapılar üzerinde tahrip edici ve bozucu etkisi vardır. Bitkiler üzerinde ise öldürücü ve büyümelerini engelleyici olabilmektedir. Bu nedenle hava kirliliği hem canlıların sağlığı açısından, hem de ekonomik yönden zarar vericidir.

Hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki etkileri, atmosferde yüksek miktardaki zararlı maddelerin solunması sonucu ortaya çıkar. İnsanların sağlıklı ve rahat yaşayabilmesi için teneffüs edilen havanın mutlaka temiz olması gerekir. Havanın doğal yapısını bozan ve kirleten maddelerin başka bir deyişle kirli havanın solunması, özellikle akciğer dokularını tahrip edici ve öldürücü olabilmektedir. Solunum yolu ile alınan hava içerisindeki parçacıklar ve duman, teneffüs esnasında yutulur ve akciğerlere kadar ulaşır. Solunum sisteminin derinliklerinde depolanan bu parçacıklar, akciğer kanserlerine kadar varan hasarlar yapabilmektedir. Diğer taraftan kömür ve diğer yakıtların yanmasından oluşan duman ve isin astım, çeşitli burun ve boğaz hastalıkları hatta mide hastalıkları gibi özellikle solunum yolları ile ilgili hastalıklara belirli ölçüde sebep olabileceği öne sürülmektedir. Şiddetli hava kirliliğine maruz kalınması durumunda, bunun insan sağlığına olan etkisi ile hava kirliliğinin düşük miktarlarına, uzun zaman maruz kalmanın etkileri farklı olmaktadır.

 

Hava Kirliliği ile Mücadele

 

Hava kirliliği ile mücadelede öncelikle bu kirliliğe sebep olan nedenlerin ortadan kaldırılması ve ya mümkün olan en düşük seviyeye çekilmesi ile mümkündür. Yurdumuzdaki hava kirliliğinde en büyük etkenlerden birisi, hızla artan taşıt sayısı ve buna bağlı olarak artan egzos gazlarıdır. Bu konuda gerek otomobil üreticilerinin aldığı önlemler, gerekse rafinerilerde yeni üretilmeye başlayan kurşunsuz benzinlerin kullanılmaya başlanması bundan kaynaklanan hava kirliliği ile mücadele konusunu ümit vaadeden bir seviyeye ulaşmıştır. Ayrıca trafik konusu ile ilgili kurumların gerekli hassasiyeti göstermekteki çabalarına çok önemli bir etken olarak göze çarpmaktadır.

Bir önceki konumuzda diğer büyük etkenin sanayi ve ısıtma tesislerinin baca gazları olduğu belirtilmişti. Bu gazların etkisiz hale getirilmesi ancak doğal gaz, hava gazı, kok ve elektrik gibi dumansız ya da çok az duman çıkartan yakıtların kullanılması veya zararlı gazların kontrol altına alınabildiği bölgesel ısıtma sistemlerine geçilmesi ile mümkündür. Bir başka yöntem ise, güneş, rüzgar ya da jeotermal kaynakların kullanımının yaygınlaştırılmasıdır. Bu yönde yetkililerce bir takım adımlar atılmakta olmasına rağmenhalen bir çok ısıtma tesisi düşük kaliteli kömürle çalışmaktadır. Dolayısı ile söz konusu tesislerden çıkan gazların azaltılması yoluna gitmek gerekir. Bu da üretilen ısının iyi muhafaza edilmesi ve yakıtın mümkün olduğunca iyi yakılması anlamına gelir. Bunu başarabildiğimiz takdird, belli bir ısı ihtiyacı için, daha az yakıt kullanılacağı içi duman gazları da aynı oranda azalacak ve bununla birlikte büyük ölçüde yakıt tasarrufu da ortaya çıkacaktır.